Anasayfa › Site İçi SEO
Site İçi Seo
Site içi SEO, başlığı okurun sorduğu soruyla kurmayı, o başlığın verdiği sözü sayfada tutmayı, kalın yazıyı ölçülü kullanmayı ve yakın anlamlı aramaları tek sayfada karşılamayı kapsar.
Site İçi SEO Bir Başlığı Neden Soru Biçiminde Yazar, Ne Zaman Yazmaz?
Kayaya oyulmuş bir patates deposunu gezdiren rehber, gruba “şimdi deponun özellikleri hakkında bilgi vereceğim” demez. “Burası yaz ortasında neden bu kadar serin?” diye sorar; gruptakilerin aklından geçen soru odur. Cevabı hemen ardından, tek cümleyle verir; ayrıntıyı sonraya bırakır. Site içi SEO da bir sayfanın kendi sözcükleri ve düzeni üzerinde çalışırken kimi başlıkları aynı nedenle soru olarak yazar.
İnsanlar arama kutusuna artık tek sözcük değil, çoğu zaman bütün bir soru yazar; telefona sesle soranlar da öyle yapar. “Yeraltı şehri gezisi ne kadar sürer”, “kaya otelde kışın üşünür mü”, “çömlek atölyesine çocukla gidilir mi”. Sayfanızdaki ara başlık bu soruyu yineliyorsa okuyan, aradığı yere geldiğini bir bakışta anlar. Arama motoru da başlık ile altındaki cevabı birbirine bağlamakta zorlanmaz.
Soru başlığının bir koşulu vardır: altındaki ilk cümle cevabı verir. “Gezi ne kadar sürer?” başlığının altında önce süre yazar, sonra sürenin neye göre uzayıp kısaldığı. Söze tarihçeyle giren, cevabı dördüncü paragrafa saklayan bir bölüm, sorusunu boşuna sormuştur. “Nedir”, “nasıl”, “kaç”, “ne zaman” ile kurulan aramalar bu düzene en yatkın olanlardır; hepsi önce kısa bir cevap, ardından açıklama bekler.
Her başlık soru olmaz. Yirmi sorudan oluşan bir sayfa sınav kâğıdına benzer; göz bir süre sonra soru işaretlerini seçmez olur. Oda özelliklerini, tur programını ya da ürün ölçülerini sıralayan bölümlerin başlığı düz bir addır: “Odalar”, “Program”, “Ölçüler”. Ziyaretçi orada bir cevap aramaz, bir listeye bakar. Site içi SEO soru başlığını, gerçekten sorulan ve cevabı birkaç cümleye sığan konulara saklar.
İki sınır daha vardır. Birincisi, sayfanın cevap vermediği soru başlığa yazılmaz. “Fiyatlar ne kadar?” diye sorup altına “bizi arayın” yazmak okura kandırılmış olduğunu düşündürür. İkincisi, sayfanın ana başlığı çoğu zaman soru değil, konudur: “Göreme’de Kaya Otel Odaları”, “Avanos’ta Çömlek Atölyesi Gezisi”. Ziyaretçi nereye geldiğini ana başlıktan öğrenir; sorular onun altındaki ara başlıklarda sıralanır.
Hangi soruların yazılacağı tahminle belirlenmez. Kaynakları bellidir: misafirlerin telefonda ve mesajda sordukları, arama kutusunun kendiliğinden tamamladığı cümleler, sizi bulan aramaların listesi. Ücretsiz site krokisi sayfalarınıza ilk bakışımızdır; gün doğarken balonun sepetindeki yolcu vadiyi nasıl bir bütün olarak görürse, öyle dışarıdan ve yukarıdan çizilir. Başlığın sorduğu sorunun altında cevabın durup durmadığı oradan görülür; cevapsız kalan her başlık krokiye bir nokta olarak işlenir.
Başlığın Verdiği Sözü Sayfa Tutmazsa Ziyaretçi Ne Yapar?
Sonuç listesinde bir satır: “Yeraltı Şehri Gezi Rehberi”. Derinkuyu’ya gitmeden önce içeride ne kadar kalacağını, ne giyeceğini, dar geçitlerin kendisini zorlayıp zorlamayacağını merak eden gezgin o satıra dokunur. Açılan sayfada üç cümle ve bir tur satış düğmesi vardır. Gezgin geri tuşuna basar, listede bir alttaki satıra geçer. Sizin sayfanızda geçirdiği süre birkaç saniyedir; aklında kalan ise küçük bir kırgınlıktır.
Sonuç listesindeki başlık ile onun altında duran kısa açıklama, sayfanın daha açılmadan verdiği sözdür. Arayan kişi kararını yalnızca bu ikisiyle verir; sayfanın geri kalanını göremez. Dokunduğunda bir şey bekler ve o beklentiyi siz yazmışsınızdır. Site içi SEO çalışmasında başlık bu yüzden bir reklam cümlesi gibi değil, kutunun içindekini olduğu gibi bildiren bir etiket gibi ele alınır.
Sözün tutulmadığı üç tanıdık durum vardır. Başlıkta “fiyatları” yazar; sayfada ne fiyat ne de fiyatın nasıl oluştuğu bulunur. Başlığa bu yılın sayısı eklenmiştir; metin ise geçen yılın saatlerini ve geçen yılın programını anlatmaktadır. Başlık “rehber” der; altında üç cümle durur. Üçünde de başlığı yazan kişi aranan sözcüğü düşünmüş, sayfayı açacak insanı düşünmemiştir. Sözcük doğrudur, söz boştur.
Ziyaretçi ne yapar? Tartışmaz, şikâyet etmez; geri döner ve sıradaki sonucu açar. Bunun sıralamaya nasıl yansıdığı konusunda dışarıdan konuşmak doğru olmaz; arama motorları bu hesabı açıklamaz. Söylenebilecek olan daha yalındır: o ziyaret boşa gitmiştir. Sayfanıza gelen kişi aradığını bulamamış, adınızı da “orada yoktu” duygusuyla eşleştirmiştir. Aynı adı bir sonraki aramada gördüğünde size duyduğu güven bir öncekinden azdır.
Çarenin iki yolu vardır: ya sayfa sözünü tutacak hâle getirilir ya da başlık sayfanın gerçekten verdiğine indirilir. Rakam yazmak istemeyen işletme fiyatın mantığını yazabilir: ücret mesafeye, kişi sayısına, saate ve mevsime göre nasıl değişir, neler dâhildir? Bu da bir cevaptır. Yıl sayısı ancak içerik o yıl gözden geçirildiyse başlığa konur. “Rehber” sözü, konuyu eksiksiz anlatan sayfaya yakışır.
Sıra da önemlidir: başlık sayfadan önce değil, sayfa bittikten sonra yazılır. Önce yazılan başlık bir dilektir; sonra yazılan, bitmiş metnin özetidir. Metin bitince şu sorulur: bu sayfa okura gerçekte ne veriyor? Cevap başlığa, cevabın bir cümleyle açılmış hâli açıklamaya yazılır. Başlığı ile içeriği birbirini tutmayan sayfalar krokide işaretlenir; hangisinin önce ele alınacağı rotada, yani her ay onayınızdan geçen iş listesinde görünür.
Bir Sayfada Kalın Yazı Neyi Vurgular, Fazlası Neyi Bozar?
Sınav haftasında Nevşehir merkezde bir kafede ders çalışan öğrencinin notlarına bakın. Kimi sayfalarda yalnızca birkaç söz fosforlu kalemle çizilmiştir; göz doğrudan onlara gider. Kimi sayfalar ise baştan sona sarıdır ve hiçbir şey öne çıkmaz, çünkü her şey çizilmiştir. Bir web sayfasında kalın yazı o kalemin işini görür: okurun gözünü cevabın durduğu yere çeker, yeter ki ölçülü kullanılsın.
Ekrandaki metni çoğu kişi satır satır okumaz; üzerinde gözünü dolaştırır, aradığı şeyin orada olup olmadığına bakar. Kalın yazı bu dolaşmanın mola yeridir. İyi seçilmiş bir vurgu, paragrafın cevabını taşıyan birkaç sözcüktür: bir saat, bir koşul, bir yer adı. Yalnızca kalın yazılanları art arda okuyan kişi sayfanın özetini çıkarabiliyorsa vurgular doğru yerdedir. Paragraf başına tek vurgu çoğu zaman yeter.
Fazlası üç biçimde görülür. Birincisi bütün paragrafı kalın yazmaktır; önemli görünsün diye yapılır, sonunda hiçbir satır ötekinden ayrılmaz ve metin yorucu bir karaltıya döner. İkincisi süs olarak kullanmaktır: cevapla ilgisi olmayan “kaliteli”, “eşsiz”, “güvenilir” gibi sıfatlar koyulaştırılır. Üçüncüsü, aranan sözcüklerin virgülle dizilip toptan kalın yazılmasıdır: “Göreme otel, Ürgüp otel, Uçhisar otel”. Böyle bir satır okura bir şey söylemez, yalnızca kuşku uyandırır.
Açık konuşalım: kalın yazı okur içindir, sıralamada öne geçmenin bir hilesi değildir. Arama motoru vurgulanan sözleri, sayfanın neye önem verdiğini gösteren ufak bir işaret olarak okuyabilir; ama bir sözcüğü koyulaştırmak sayfayı kendiliğinden yukarı taşımaz. Her yeri kalın yazılmış bir sayfada o işaret de anlamını yitirir. Site içi SEO burada tek bir soruya bakar: vurgu, göz gezdiren kişinin cevabı bulmasını kolaylaştırıyor mu?
Başlık, bağlantı ve kalın yazı ayrı işler görür; biri ötekinin yerine kullanılmaz. Başlık bir bölümün konusunu söyler ve sayfanın iskeletini kurar; bir cümleyi büyütmek için başlık yapılmaz. Bağlantı başka bir sayfaya götürür; altı çizili ya da renkli duran her söz okurda dokunma beklentisi yaratır. Kalın yazı ise yalnızca “şuna dikkat et” der. Üçü birbirine karışınca okur neye dokunacağını, neyi okuyacağını şaşırır.
Vurguyu yalnızca renkle vermek de yanıltır. Kırmızı yazılmış bir uyarıyı renkleri ayırt etmekte zorlanan kişi, güneşte telefona bakan gezgin ya da gözleri görmediği için metni kulağıyla izleyen ziyaretçi fark etmeyebilir. Önemli söz renge ek olarak kalınlıkla ya da başına konan açık bir sözcükle, “Uyarı:”, “Not:” gibi, belirtilir. Sayfalarınızdaki vurguların bugünkü hâli krokinin içerik bölümünde görülür; fazlası da eksiği de oraya işaretlenir.
Yakın Anlamlı Aramaların Hepsine Tek Bir Sayfa Cevap Verebilir mi?
Uçaktan inip otele gidecek misafir aynı ihtiyacı başka başka sözlerle arar: biri “transfer” yazar, biri “havalimanı servisi”, bir başkası “karşılama”. Üçü de kapıda bekleyen bir araç ve adını bilen bir sürücü istemektedir. Ürgüp’te bu işi yapan bir firma hiçbirini kaçırmamak için üç ayrı sayfa açmıştır; üçünde de aynı dört paragraf durur, yalnızca o tek sözcük değişir.
Bu üç arama tek bir ihtiyacın üç adıdır ve tek sayfada karşılanabilir. Arama motorları yakın anlamlı sözleri çoğu zaman birbirine bağlayabilir; “servis” yazana “transfer” sayfasını göstermekte genellikle zorlanmaz. Eksiksiz bir sayfa, yani araçları, karşılama düzenini, bekleme koşullarını, bagajı ve ödemeyi anlatan tek bir metin, üç sözün üçüne de cevap olabilir. Belirleyici olan sözcüğün sayısı değil, ihtiyacın karşılanmasıdır.
Her söz için ayrı sayfa açıldığında iki şey olur. Sayfalar birbirine rakip düşer: arama motoru aynı soru için sizin sitenizden üç aday bulur ve hangisini öne alacağına her seferinde yeniden karar verir; bazen zayıfını seçer. İkincisi, emek üçe bölünür. Tek sayfaya yazılabilecek ayrıntı üç yere dağılır, hiçbiri doymaz. Üç sayfada aynı cümleleri okuyan ziyaretçi de sitenin geri kalanına daha az güvenir.
Ayırmanın yerinde olduğu üç durum vardır. İhtiyaç farklıysa: havalimanından otele götürmek ile bütün gün araç ve sürücü ayırmak aynı iş değildir. Kitle farklıysa: tek başına gelen gezgin ile kırk kişilik grubunu taşıtacak acente başka sorular sorar. Yer farklıysa: Kozaklı’daki bir termal otele gidiş ile Göreme’deki bir pansiyona gidiş ayrı yol, ayrı süre demektir. Bu durumlarda her sayfanın söyleyecek kendi sözü olur.
Tek sayfada kalan öteki sözler kaybolmaz; metnin içinde doğal yerlerini bulur. Ana başlık en çok kullanılan adı taşır. Ara başlıklardan biri “Havalimanında karşılama nasıl yapılır?” diye sorabilir; bir paragraf “servis aracımız” diye başlayabilir. Okur bunları yadırgamaz, çünkü insanlar da konuşurken aynı işi birkaç adla anar. Yapılmayacak olan, bütün adları virgülle dizip sayfanın dibine eklemektir.
İki aramanın tek ihtiyaç olup olmadığını anlamanın pratik bir yolu vardır: ikisini de arayın ve sonuçlara bakın. Listeler büyük ölçüde aynı sayfalardan oluşuyorsa arama motoru onları büyük olasılıkla tek soru saymaktadır. Site içi SEO çalışmasında birbirine rakip düşen sayfalar krokiye işaretlenir, rotada birleştirilir. Sizde hangi sayfaların aynı işi paylaştığını görmek için site adresinizi yazın; site krokisini ücretsiz çizelim.
Sayfamdaki ara başlıkların hepsini soru yapmam doğru olur mu?
Yalnızca biçimi değiştirmek bir şey kazandırmaz. Soru başlığı, gerçekten sorulan bir soruyu yineliyor ve altındaki ilk cümle cevabı veriyorsa işe yarar. Liste, program ya da ölçü sunan bölümlerde düz ad daha okunaklıdır. Sayfadaki soru sayısı arttıkça her birinin çektiği dikkat azalır. Üç dört gerçek soru, yirmi zorlama sorudan daha çok okunur.
Arama sonucunda başlığımın sonu üç noktayla bitiyor; başlığı kısaltmam gerekir mi?
Arama sonucunda başlığa ayrılan yer sınırlıdır; uzun başlığın sonu görünmez. Sayfanın verdiği sözü ilk beş altı sözcüğe yerleştirin; işletme adı ve ek sözler sona kalsın. Arama motoru kimi zaman başlığı kendi seçtiği başka bir satırla da değiştirebilir; yazdığınız başlık ile sayfanın içindeki ana başlığın birbirini tutması bu olasılığı azaltabilir.
Yazılarıma kalın yazıyı kendim ekliyorum; bir paragrafta kaç yeri kalın yapmalıyım?
Çoğu zaman tek yer yeter: paragrafın cevabını taşıyan üç dört sözcük. Denemek için yalnızca kalın yazdıklarınızı art arda okuyun; sayfanın özeti çıkıyorsa doğru yerdesiniz. Bütün bir cümleyi koyulaştırmak vurgunun etkisini azaltır. Vurgulanacak bir şey bulamadığınız paragrafta hiçbir şeyi kalın yazmayın; her paragrafın vurgusu olmak zorunda değildir.
Misafirlerim aynı hizmete farklı adlar veriyor; sayfanın ana başlığında bunlardan hangisi durmalı?
En çok kullanılan ada bakılır. Arama motorunun site sahipleri için açtığı ücretsiz panel, insanların sizi hangi sözlerle bulduğunu listeler; gelen mesajlarda ve telefonlarda hangi adın geçtiği de ipucudur. O ad ana başlığa yazılır. Öteki adlar ara başlıklarda ve metinde yerini bulur; böylece hangisini yazan gelirse gelsin kendi sözünü sayfada görür.