Anasayfa › Web Tasarım
Web Tasarım
Web tasarım çalışmamız yabancı misafiri de hesaba katar: dil seçicinin yeri, müsaitlik takvimi, fotoğraf galerisinin sırası ve kendiliğinden başlayan ses ya da video aynı masada karara bağlanır.
Web Tasarım Dil Seçiciyi Nereye Koyar ve Yabancı Ziyaretçiyi Hangi Sayfada Karşılar?
Uçhisar’da bir kaya otelin oda sayfası, başka bir ülkeden bakan gezginin telefonunda Türkçe açılıyor. Gezgin dil değiştirecek bir yer arıyor; ekranın tepesinde yok. Menüyü açıyor, en alta iniyor, tırnak büyüklüğünde bir bayrak bulup dokunuyor. Site onu kendi dilindeki anasayfaya atıyor; baktığı oda kaybolmuş. Web tasarım böyle bir sitede dil seçicinin, yani dil değiştirme düğmesinin yerini daha ilk çizimde belirler.
Seçicide bayrak değil, dilin kendi adı yazar: “English”, “Deutsch”, “Français”. Bayrak bir ülkeyi gösterir, bir dili değil; aynı dili konuşan ülkeler çoktur ve hangi bayrak seçilirse seçilsin birileri dışarıda kalır. Küçük ekranda bayraklar birbirine de benzer. Dilin adını ise o dili okuyan herkes bir bakışta tanır. Ad, o dilin kendi yazısıyla yazılır; “Almanca” sözcüğünü yalnızca Türkçe bilen okuyabilir.
Yeri de bellidir: her sayfanın tepesinde, telefonda menüyü açmadan görülen bir noktada. Yabancı dilde okuyan kişi, anlamadığı bir menünün içinde “dil” sözcüğünü arayamaz. İki dilli bir sitede seçici öteki dilin adından ibaret tek bir sözcüktür; yer kaplamaz. Kapadokya’ya pek çok dili konuşan misafir gelir; dil sayısı arttığında küçük bir açılır liste kullanılır ve başında o an seçili olan dilin adı yazar.
Seçiciye dokunan kişi bulunduğu sayfanın öteki dildeki karşılığına gider, anasayfaya değil. Oda sayfasındaysa aynı odanın sayfası, tur programındaysa aynı program açılır. Web tasarım işinin bu bölümünde her sayfa öteki dildeki eşiyle tek tek eşleştirilir. Karşılığı henüz yazılmamış bir sayfa varsa ziyaretçi bunu açıkça görmeli, “bu sayfa şimdilik yalnızca Türkçe” gibi bir notla karşılaşmalıdır; sessizce başka bir yere atılmak güveni zedeler.
Başka bir dilde arayan kişi sitenize o dildeki sayfadan girmelidir. Bunun koşulu, her dildeki sayfanın kendi adresinin bulunmasıdır; aynı adreste dil değiştiren düzenlerde arama motoru çoğu zaman yalnızca tek dili görür. Sayfaların koduna, birbirinin öteki dildeki eşi olduklarını bildiren işaretler de konur. Böylece İngilizce arayana İngilizce oda sayfası, Türkçe arayana Türkçesi gösterilebilir; kimse seçiciyi aramak zorunda kalmaz.
Ziyaretçiyi cihazındaki dile bakıp sormadan başka dile yollamak yanıltabilir: telefonunu İngilizce kullanan Türk misafir yanlış sayfaya düşer. Nazik bir öneri şeridi çoğunlukla yeter; yönlendirme yapılacaksa seçici hep görünür kalır. Ücretsiz site krokisinde, yani sitenize dışarıdan ilk bakışımızda, yabancı ziyaretçinin yolunun koptuğu her yer bir noktadır; yanına yeri, neye yol açtığı, rotanın, yani onayladığınız aylık iş listesinin, hangi durağında ele alınacağı yazılır.
Müsaitlik Takvimi ve Tarihe Göre Değişen Fiyat Sayfada Nasıl Gösterilir?
Ortahisar’da dört odalı bir pansiyonun sayfasında, oda fotoğrafının yanında tek bir rakam ve ardında “başlayan fiyatlarla” sözü duruyor. Misafir bayram haftasının cumartesisini seçip formu gönderiyor. Gelen cevapta başka bir rakam yazıyor; çünkü o söz, kışın hafta içi bir gece için geçerliymiş. Sayfanın en altında, küçük harflerle “fiyatlar döneme göre değişir” diye bir not da varmış. Misafir notu sonradan görüyor.
Müsaitlik takvimi, hangi günlerin boş, hangilerinin dolu olduğunu tek bakışta gösteren bir ay çizelgesidir. İşini görmesi için üç şey gerekir. Dolu günler yalnızca renkle değil, üstü çizilerek ya da soluk yazılarak ayırt edilir. Gün kutuları başparmakla rahatça dokunulacak büyüklüktedir. Giriş günü seçildikten sonra çıkış günü aynı takvimde, ikinci dokunuşla belirlenir; misafir ayrı ayrı pencereler arasında dolaşmaz.
Fiyat mevsime ve güne göre değişiyorsa bunun yeri dipnot değil, tarihin seçildiği yerdir. En açık düzende her günün kutusunda o gecenin fiyatı yazar; misafir cumartesi ile salı arasındaki farkı takvime bakarken görür. Kutular buna dar geliyorsa fiyat, tarih seçilir seçilmez takvimin hemen altında belirir: kaç gece, gecesi ne kadar, toplam ne tutuyor, neler dâhil. Misafirin hesap yapması ya da sorması gerekmez.
“…’den başlayan fiyatlarla” sözü, ancak o fiyatla gerçekten yer ayırtılabiliyorsa dürüsttür. Yılda yalnızca birkaç gece geçerli olan ya da hiçbir boş güne denk gelmeyen bir rakamı öne koymak misafiri sayfaya çeker, ama ilk cevapta kaybettirir. Sözün yanına hangi dönem için geçerli olduğu yazılır. Daha doğru yol, rakamı takvimin kendisine bırakmaktır: misafir kendi tarihinin fiyatını görür, başkasının tarihininkini değil.
Takvimin en zor yanı kurulması değil, güncel tutulmasıdır. Telefonla alınan bir kayıt aynı gün takvime işlenmezse sayfa dolu geceyi boş gösterir; misafir yer ayırtır, özür dilemek size kalır. Bu yüzden kurulumdan önce bir soru sorulur: takvimi kim, ne zaman güncelleyecek? Küçük bir işletmede bu çoğu zaman tek kişidir ve işi telefonundan, yarım dakikada yapabilmelidir; yoksa takvim ikinci haftada eskir.
Aynı oda başka yerlerde de satılıyorsa takvimler birbirini tutmalıdır. Aynı gece iki misafire verilirse sorunu kapıda siz çözersiniz. Çoğu yer ayırtma sisteminde takvimleri birbirine bağlayan eşitleme özelliği bulunur; bir yerde kapanan gün ötekilerde de kapanır. Eşitlemenin ne sıklıkla çalıştığına bakılır; aradaki süre riskin kendisidir. Web tasarım işinde bu bağlantı sayfa çizilmeden önce konuşulur; sayfanın sözü, biçimi ve kodu tek ekipten çıkar.
Bir Fotoğraf Galerisinde Kaç Fotoğraf, Hangi Sırayla Durmalıdır?
Ürgüp’te bir kaya otelin galerisinde altmış fotoğraf var. İlk sekizi aynı kahvaltı sofrasını değişik açılardan gösteriyor; ardından bir kedi, bir gün batımı, yine sofra geliyor. Odanın kendisi otuzuncu karede, banyosu kırk beşincide. Ziyaretçi dördüncü fotoğrafta kaydırmayı bırakıyor ve kahvaltının güzel olduğunu öğrenmiş olarak sayfadan çıkıyor. Yatağı, pencereyi ve merdiveni hiç görmedi; oysa sormak istediği onlardı.
Ziyaretçilerin çoğu bir galerinin tamamını gezmez; ilk üç dört kareye bakar ve kararını onlarla verir. Bu yüzden baştaki kareler seçilerek dizilir: yerin dışarıdan görünüşü, odanın ya da ürünün kendisi, pencereden görünen manzara ve en çok sorulan ayrıntı. Bu ayrıntı işe göre değişir; Nevşehir işletmeleri için kaya otelde banyo ile merdivenler, çömlek atölyesinde ürünün elde nasıl durduğu, lokantada masaların arası olabilir.
Geri kalan kareler bir ziyareti anlatacak sırayla dizilir: kapıdan giriş, avlu, karşılama, oda, banyo, teras, kahvaltı. Kareleri sırayla geçen kişi yeri gezmiş gibi olur, nereden nereye geçildiğini anlar. Gelişigüzel dizilmiş bir galeride aynı kişi hangi karenin hangi odaya ait olduğunu çıkaramaz. Birden çok oda varsa her odanın kareleri kendi adının altında toplanır; karışık bir yığın, iki odayı tek oda gibi gösterebilir.
Kaç fotoğraf sorusunun cevabı bir sayı değil, bir kuraldır: her kare bir öncekinin göstermediği bir şeyi göstermelidir. Aynı sofranın beş açısı tek karedir. Bu elemeden sonra çoğu küçük işletmede geriye on beş yirmi kare kalır. Her karenin altına ne görüldüğünü söyleyen kısa bir yazı konur: “İki numaralı odanın penceresinden vadi”, “Atölyede çark başı”. Yazısız fotoğraf bakana tahmin yürütmekten başka yol bırakmaz.
Fotoğrafın mevsimi ve yılı da bilgidir. Kar altındaki avlu ile yaz akşamındaki teras aynı yeri anlatır, ama misafir geleceği aya göre birini arar; altına mevsimi yazmak yeter. Yenilemeden önce çekilmiş kareler, değişen mobilya, artık olmayan bir çardak galeride durmamalıdır. Kapıdan giren misafirin ilk yaptığı şey, önünde duranı ekranda gördüğüyle karşılaştırmaktır; fark varsa bunu çoğu zaman yorumuna da yazar.
Galeri çoğu zaman sayfanın en ağır bölümüdür. Telefonla çekilmiş bir kare, ekranın gösterebileceğinden kat kat büyük bir dosyadır; altmışı birden yüklenirse sayfa yavaş bağlantıda geç açılır. Çözüm, karelerin ekrana uygun boyutta kaydedilmesi ve yalnızca ilk karelerin hemen, ötekilerin sırası geldikçe yüklenmesidir. Web tasarım galeriyi süs olarak değil, misafirin sorularına fotoğrafla verilen cevaplar olarak kurar; sıra da ağırlık da buna göre belirlenir.
Sayfa Açılır Açılmaz Başlayan Müzik ya da Video Ziyaretçiyi Neden Kaçırır?
Gece yarısı, çocuğunu yeni uyutmuş bir baba hafta sonu yemeği için yer bakıyor. Listeden Avanos’ta bir lokantanın sayfasına dokunuyor ve telefon karanlık odada birden yüksek sesle müzik çalmaya başlıyor. Sesi kısacak düğmeyi arıyor, bulamıyor; en hızlı çözüm sayfayı kapatmak. Lokantanın yemeklerini, saatlerini ve yerini görmedi. Aklında tek bir şey kaldı: bu siteyi bir daha sessiz bir yerde açmamak.
Kendiliğinden başlayan ses, ziyaretçinin nerede olduğunu hesaba katmaz. İnsanlar sitelere toplantı arasında, otobüste, bekleme salonunda, uyuyan birinin yanında bakar. Müzik işletme sahibine sıcak bir karşılama gibi görünebilir; ziyaretçi için ise çevresindekilere karşı mahcup olduğu bir andır. İlk tepki sesi kısmak değil, sayfayı kapatmaktır. Ne zaman dinleyeceğine ziyaretçi karar verir; sayfa bu kararı onun yerine veremez.
İşin teknik bir yanı da vardır. Yaygın tarayıcıların, yani siteleri açtığınız uygulamaların çoğu, ziyaretçi sayfaya dokunmadan başlayan sesi bugün kendiliğinden engeller. Sonuç her zaman temiz bir sessizlik olmaz: çalmayan bir müzik çalar, donmuş bir video karesi, ortasında dönüp duran bir işaret. Ziyaretçi bunu bozuk bir site olarak görür. Kimi telefonda ses çalar, kimisinde çalmaz; sayfanın nasıl açılacağı böylece sizin elinizden çıkar.
Bir de kota meselesi vardır. Yurt dışından gelen gezgin çoğu zaman sınırlı bir internet paketiyle dolaşır; otelin kablosuz ağına bağlanana kadar harcadığı veriyi sayar. Kendiliğinden başlayan bir video, o kişi daha hiçbir şeye dokunmadan paketinden yer. Bağlantının zayıf olduğu bir yerde aynı video sayfanın geri kalanını da bekletir: yazı gelmez, düğme gelmez, çünkü hattı video doldurmuştur.
Sessiz arka plan videosu daha masum görünür, ama iki bedeli vardır. İlki süredir: ekranı kaplayan bir video, sayfadaki öteki her şeyin toplamından ağır olabilir ve açılışı geciktirir. İkincisi okunaklılıktır: hareket eden bir görüntünün üstüne yazılmış başlık, zemin her an değiştiği için kimi karelerde okunmaz. Göz de hareketi izler, yazıyı değil. Ziyaretçi ne yaptığınızı okuyamadan birkaç saniyelik bir manzara seyretmiş olur.
Videodan vazgeçmek gerekmez; yerini ve düğmesini doğru koymak yeter. Kısa, sessiz bir görüntü durağan bir kareyle ve açık bir oynatma düğmesiyle bekler; dokunan izler. Web tasarım burada da ziyaretçiye söz hakkı bırakır. Site adresinizi yazın, ücretsiz site krokisini çıkaralım: şafakta balondan vadiye bakan yolcu gibi sitenize dışarıdan ve yukarıdan bakar, sesi ve ağırlığı da krokiye işaretleriz.
Sitemde beş dil görünüyor ama yalnızca İngilizce sayfalar tamam; yarım kalan dilleri seçicide tutmalı mıyım?
Yalnızca içeriği hazır olan dilleri gösterin. Seçicide kendi dilinin adını gören misafir o dilde bütün siteyi bulmayı bekler; üç sayfadan sonra Türkçeye düşmek, o dili hiç görmemekten daha çok güven kaybettirir. Yarım diller için önce odalar, ulaşım ve iletişim gibi temel sayfalar tamamlanır; dil, seçiciye bundan sonra eklenir.
Takvimi her gün güncelleyecek vaktim yok; müsaitliği sitede göstermek yerine telefonda söylesem ne kaybederim?
Güncel tutamayacağınız bir takvim yerine bunu yapmak daha dürüsttür; yanlış gösteren takvim, hiç olmayandan çok zarar verir. Kaybınız, arayıp sormaya üşenen misafirdir. Bir ara yol var: takvimde yalnızca dolu olduğunu bildiğiniz dönemler kapatılır, öteki günler için “sorunuz” denir. Soranlara aynı gün cevap verilirse bu düzen küçük işletmelerde iş görür.
Misafirlerimin çekip bana gönderdiği fotoğrafları galerime koyabilir miyim?
Fotoğrafı çekenin açık izniyle koyabilirsiniz; izin yazılı olursa ileride soru çıkmaz. Karede başka kişilerin yüzü görünüyorsa onların onayını da almak gerekir. Misafir kareleri yeri olduğu gibi gösterdiği için güven verir; yine de galerinin başındaki ilk kareleri siz seçin. Altlarına hangi mevsimde çekildiklerini yazarsanız bakan kişi neyle karşılaşacağını daha iyi bilir.
Tanıtım videoma çok emek verdim; anasayfanın en üstünde sessiz olarak dönsün istiyorum, olmaz mı?
Olur, birkaç koşulla. Video kısa ve hafif olmalı, telefonda yerini durağan bir kare almalı, üstüne yazı konacaksa yazının arkasına koyu bir zemin yerleştirilmelidir. Sesli hâli için ayrıca görünür bir oynatma düğmesi bulunmalıdır. Sayfanın açılışını belirgin biçimde geciktiriyorsa en üstten alıp alttaki bölümlerden birine, kendi yerine taşımak daha doğrudur.