Anasayfa › İçerik Yazımı
İçerik Yazımı
İçerik yazımı, herkesin yinelediği yöre tanıtımı yerine sizin bildiğinizi anlatmak, yabancı misafire ayrı sayfa yazmak, hizmete neyin dâhil olduğunu ve işin ne kadar süreceğini açıkça söylemektir.
İçerik Yazımı Herkesin Yazdığı Yöre Tanıtımını Yinelemek Yerine Neyi Anlatır?
Göreme’de bir pansiyonun sitesindeki “Yöremiz” sayfası milyonlarca yıl öncesini anlatır: yanardağların külünü, rüzgârın yonttuğu kayayı, peribacasının nasıl oluştuğunu. Akşam çay içmeye avluya inen misafirin sorusu ise yarın sabahla ilgilidir: vadiye kaçta inelim, arabayı nereye bırakalım, bu ayakkabıyla olur mu? İçerik yazımı ansiklopedinin anlattığını bir kez daha anlatmaz; avluda verilen o cevabı sayfaya taşır.
O anlatı yalnızca bu pansiyonun sitesinde durmaz. Kapadokya’da oda kiralayan, tur satan, çömlek yapan pek çok işletmenin sayfasında aynı bilgi, kimi zaman aynı cümlelerle yazılıdır; kaynağı da çoğu zaman aynı ansiklopedi maddesidir. Misafir bunları yola çıkmadan çok önce okumuştur. Sözcüklerin yerini değiştirerek yeniden yazmak sayfayı yenilemez; söylenen aynı kaldıkça söyleyişin değişmesi kimsenin eline yeni bir bilgi geçirmez.
İşletmenin elinde ise ansiklopediye hiç girmemiş bir bilgi durur. Patikanın hangi saatte gölgede kaldığını, aracın nereye kadar gidip nerede bırakılacağını, inişin hangi ayakkabıyla yapılacağını bilir. Aynı yolun çocuklu bir aileyle ya da bastonla yürüyen bir büyükle ne kadar sürdüğünü, yağmurdan sonra neresinin kaydığını, kışın hangi kapının kapalı olduğunu bilir. Bunları kitaptan değil, her hafta misafir uğurlayıp karşılarken öğrenmiştir.
Böyle bir yazıyı ötekilerden üç şey ayırır. Birinci elden yazılmıştır: “denir”, “bilinir” demez, “geçen hafta yürüdük, giriş şuradan” der. Tarihi vardır: okur bilginin hangi mevsime, hangi yıla ait olduğunu başlığın altında görür ve ona göre güvenir. Fotoğrafı sizindir: hazır alınmış bir manzara değil, aracın bırakıldığı düzlüğü, patikanın başındaki levhayı, öğle güneşinde yolun hâlini gösterir.
Nevşehir işletmelerinin çoğunda böyle bir bilgi birikmiştir. Avanos’ta çark çeviren bir usta, ilk kez çamura dokunan birinin tezgâhta ne kadar kaldığını ve yaptığı parçayı eve nasıl götürebileceğini bilir. Transfer sürücüsü, havalimanında aracın nerede beklediğini ve gece inen yolcunun neyi sorduğunu bilir. Kozaklı’da termal otel işleten biri, havuzun hangi saatlerde sakin olduğunu söyleyebilir. Hiçbiri yöre tanıtımında yazmaz; hepsi yola çıkmadan önce merak edilir.
Hangi sayfanın ansiklopediyi yinelediği, siteye dışarıdan ve yukarıdan bakılınca görülür: şafakta balonun sepetindeki yolcu evlerin içini göremez, ama hangi yolun nereye vardığını seçer. Bu bakıştan çıkan çizime site krokisi denir; dört alanından biri sayfa içerikleridir. Başka sitelerle aynı cümleleri taşıyan yöre sayfası krokide bir nokta olur. İçerik yazımı o noktaya rotanın, yani her ay önünüze gelen iş listesinin bir durağında cevap verir.
Yabancı Misafir İçin Yazılan Sayfa Türkçesinin Çevirisi mi Olmalıdır?
Türkçe oda sayfasında şöyle bir cümle durur: “Otogara yürüyerek gidilir, çarşı iki sokak ötededir.” Çevirmen cümleyi kusursuz çevirir. Ne var ki uzak bir ülkeden uçakla gelen misafir otogarı hiç kullanmayacaktır; çarşının neresi olduğunu da bilmez. Sayfa hatasız çevrilmiş, ama başka bir okura yazılmıştır: yerli misafirin sorusuna yabancı dilde cevap vermektedir. Yabancı misafirin kendi sorusu ise ortada kalır.
O misafirin soruları başkadır. Havalimanından kapınıza nasıl gelinir; servis var mıdır, gece yarısı inen yolcuyu biri karşılar mı? Ödeme nasıl yapılır: kartla mı, nakit mi, hangi para birimiyle, önceden mi, çıkışta mı? “Kahvaltı dâhil” sözü neyi kapsar; hangi saatler arasında, nerede verilir? Planı değişirse rezervasyonunu hangi güne kadar, kime yazarak iptal edebilir? Türkçe sayfada bunların çoğu tek satırdır.
Bu yüzden yabancı dildeki sayfanın işi Türkçesini aktarmak değildir; o okurun sorularından başlanarak yazılır. Sıra değişir: yerli misafire en sonda verilen ulaşım bilgisi burada en başa gelir. Kimi bölümler düşer: otogar, çarşı, şehir içi dolmuş. Kimi bölümler eklenir: havalimanı, ödeme, iptal, kahvaltının içeriği. Odanın kendisi, fiyatı ve kuralları iki dilde de aynıdır; değişen bilgi değil, bilginin seçimi ve sırasıdır.
Sayfa sayısı azalır, her sayfanın yükü artar. Üç sayfa düşünün: biri odaları ya da turları, biri kapınıza kadar ulaşımı, biri ödemeyi ve iptali anlatsın. Otuz sayfalık Türkçe sitenin yanında az görünür; ama her biri kendi başına eksiksizse yeter. Yabancı misafir eksik kalan bilgiyi telefon açıp soramaz: arada saat farkı ve dil vardır. Cevabını bulamadığı soru çoğu zaman bir vazgeçiş nedenidir.
Yazan kişi de önemlidir. Makine çevirisi, yani bir programın kendiliğinden yaptığı çeviri, ilk taslak için işe yarar. Ama yer adlarını sözcük anlamıyla çevirebilir, yemek adlarını tanınmaz kılabilir, uzun bir koşul cümlesinde “değildir”i düşürebilir. Bu yüzden iyi uygulama bellidir: son hâlini o dili akıcı konuşan biri yazar ya da hiç değilse baştan sona okur. Okunmamış bir çeviri yayına verilmemelidir.
Yayından sonra iki sayfa birlikte yaşar. Türkçe sayfada iptal süresi ya da kahvaltı saati değiştiğinde öteki dildeki sayfa da aynı gün değişmelidir; yoksa misafir eski koşulu okuyarak gelir ve haklı çıkar. İçerik yazımı çalışmasında her dil bu yüzden rotada kendi durağını alır: hangi dil, hangi sayfa, hangi gün yeniden bakılacak. Kroki yeniden çıkarıldığında iki dilin aynı koşulu söyleyip söylemediği de okunur.
Hizmete Neyin Dâhil Olduğunu ve Neyin Olmadığını Yazmak Hangi Tartışmayı Önler?
Tur minibüsü Derinkuyu’da yeraltı şehrinin gişesi önünde durur. Rehber arkasına dönüp giriş biletinin ayrıca alınacağını söyler. Arka sıradaki misafir telefonunu uzatır: sayfada yalnızca “tam gün tur” yazmaktadır. Rehber haklıdır, misafir de haklıdır. Tartışma gişede çıkmış görünür; oysa haftalar önce, sayfa yazılırken başlamıştır. O sayfada ne dâhil olanların ne de olmayanların listesi vardır; boşluğu herkes kendi beklentisiyle doldurmuştur.
Çaresi yan yana duran iki yalın listedir: “Dâhil olanlar” ve “Dâhil olmayanlar”. Günlük bir turda birincisine otelden alınış, araç, rehber ve öğle yemeği yazılabilir; ikincisine giriş biletleri, içecekler ve kişisel harcamalar. Çömlek atölyesinde birincisi çamur, önlük ve ustanın ayırdığı zamandır; ikincisi parçanın fırınlanıp eve yollanması. Nevşehir merkezde öğrenciye oda kiralayan biri için aynı soru faturalar ve internettir.
Asıl işi ikinci liste görür. Misafir, yazılmamış olanı dâhil sayar; transferi, bileti, ekipmanı kendi kafasında pakete ekler. Kapıda karşılaştığı ek ödeme küçük de olsa kendini aldatılmış hisseder ve yorumunda bunu anlatır. O yorumda turun güzelliği geçmez, gişedeki an geçer. Aynı bilgiyi yola çıkmadan önce sayfada okusaydı, cebine bilet parasını koyar ve günü öyle hatırlardı.
Yazılış da listenin kendisi kadar önemlidir. Küçük harflerle sayfanın sonuna iliştirilmiş bir not ya da yıldız işaretiyle açılan dipnot, yazılmamış sayılır. “Bazı ek ücretler doğabilir” cümlesi de bilgi vermez; hangi ücretin, nerede, kime ödeneceği söylenir: “Giriş biletleri dâhil değildir; gişede siz ödersiniz.” İki liste fiyatın yanında, rezervasyon düğmesinden önce okunacak yerde durur. Her şeyi kapsamayan teklife “her şey dâhil” denmez.
Listenin bakımı da vardır: teklif değiştiği gün o da değişir. Kışın öğle yemeğini turdan çıkardıysanız, transferi yalnızca belli saatlerde veriyorsanız ya da ekipmanı artık ayrıca kiralıyorsanız liste aynı gün düzeltilir ve altına tarih yazılır. Eski listeyi okuyup yer ayırtmış misafire değişiklik ayrıca bildirilir. Eskimiş bir “dâhil” satırı misafirin elinde yazılı bir sözdür; tartışma çıktığında ona gösterecek başka sayfanız olmaz.
Aynı iki liste sitenin her dilinde bulunur. Listenin yalnızca Türkçe sayfada durması, sürprize en açık misafiri, yani buranın alışkanlıklarını bilmeyen yabancıyı korumasız bırakır. Listeler kısa olduğu için dilden dile eşit tutmak zor değildir. İçerik yazımı bu sütunları masa başında uydurmaz; kaynağı geçen sezonun yorumları ve kapıda çıkan tartışmalardır. Misafirin en çok şaşırdığı ödeme, ikinci sütunun ilk satırı olur.
Bir Turun ya da İşin Ne Kadar Süreceğini Söz Vermeden Nasıl Yazarsınız?
Sayfada “yürüyüş öğlen biter” yazar. Misafir buna güvenerek öğleden sonraya bir atölye randevusu, akşama da otobüs bileti alır. O gün grup kalabalıktır, sıcak bastırır, molalar uzar; dönüş öğleden sonrayı bulur. Randevu kaçmıştır. Rehber kimseyi aldatmamıştır; yürüyüş çoğu gün gerçekten öğlen biter. Sorun süre değil, sürenin yazılışıdır: sayfa olağan bir günü anlatmış, ama bunu bir söz gibi kurmuştur.
Dürüst yazılış tek bir saat vermez; bir aralık verir ve aralığın nedenini yanına koyar. “Yürüyüş çoğu zaman üç saat sürer; kalabalık gruplarda ve sıcak günlerde dört saati bulabilir.” Okuyan kişi hem olağan süreyi hem de uzamanın nedenini öğrenir. Arkasına başka bir program koyacaksa hesabını uzun olana göre yapar. Tek sayı kısa görünür ama eksiktir; aralık uzun görünür ama doğrudur.
Süreyi uzatan şeyler bellidir ve adıyla yazılır. Mevsim: yoğun aylarda gişelerde ve dar geçitlerde sıra beklenir. Grubun büyüklüğü: dört kişi ile on dört kişi aynı hızda yürümez, aynı sürede toplanmaz. Hava: yağmurdan sonra patika yavaş inilir, sıcakta mola çoğalır. Trafik: bayram haftalarında yol uzar. Ustalık işlerinde de böyledir; taş ustası duvarın süresini yazarken malzemenin gelişini ve donu hesaba katar.
“Genellikle”, “çoğu zaman”, “sakin bir günde” gibi sözler kaçamak değildir; yeter ki arkalarından neden gelsin. Kaçamak olan, nedeni söylenmeyen “süre değişebilir” cümlesidir: okuyana hiçbir şey öğretmez. Açık havada yapılan sabah etkinliklerinde bir bilgi daha gerekir: hava o sabah izin vermezse ne olur? Kararı kim, ne zaman verir; misafire nasıl haber gider; başka bir güne geçilebilir mi, geçilemezse ödeme ne olur?
Bunlar söz olarak değil, bilgi olarak yazılır. “Ertesi sabah yer bulunur” denmez; yer varsa ne olacağı, yoksa ödemenin ne olacağı ayrı ayrı yazılır. Misafire bu etkinliği son sabahına bırakmaması önerilir. Dürüst yazılmış süreye inanılır. Tam saat verilerek edilen söz ise tutulduğu gün kimsenin aklında kalmaz, tutulamadığı gün hatırlanır. İçerik yazımı süreyi, misafirin gününü ona göre kurabileceği biçimde yazar.
Sayfalarınızda bugün hangi sürelerin ve hangi sözlerin yazdığını birlikte görelim. Adresinizi yazın; ücretsiz site krokisi sizin için çizilsin. Kroki siteye girmez, şifre sormaz; herkese açık sayfaları okur. Bulduğu her sorun bir nokta olur; yanında yeri, doğurduğu sonuç ve rotada hangi durakta ele alınacağı yazar. Rotayı siz onaylarsınız; ilk durağın hangi sayfa olacağını da kroki önünüzdeyken birlikte seçeriz.
Sitemde peribacalarının nasıl oluştuğunu anlatan uzun bir sayfa var; ona ne yapmalıyım?
Kaldırmanız gerekmez; kısaltmanız yeter. Oluşum öyküsü birkaç cümleye iner, sayfanın geri kalanına sizin bildikleriniz girer: hangi saatte gidilir, araç nereye bırakılır, çocukla ne kadar sürer, kışın neresi kapalıdır. Altına tarih ve kendi çektiğiniz fotoğraflar eklenir. Sayfanın adresi değişmez; değişen, okurun orada bulduğu şeydir.
Yabancı dildeki sayfama Türkçesinde olmayan bilgiler yazılırsa iki sayfam birbirini tutmamış olmaz mı?
Tutması gereken bilgilerdir, bölümler değil. Fiyat, kurallar, giriş ve çıkış saatleri, iptal koşulu iki dilde de bire bir aynı durmalıdır. Havalimanından ulaşım ya da ödeme biçimi gibi bölümlerin yalnızca bir dilde uzun anlatılması tutarsızlık sayılmaz; her okur kendi sorusunun cevabını bulur. Ortak bir bilgi değiştiğinde iki sayfa aynı gün düzeltilir.
Turuma yazın öğle yemeği koyuyorum, kışın koymuyorum; “dâhil olanlar” listesini her mevsim baştan mı yazacağım?
Baştan yazmanız gerekmez. Değişmeyen satırlar listede kalır; mevsime bağlı olan tek satır, altına tarihi düşülmüş bir not olur: “Öğle yemeği nisan başından ekim sonuna kadar dâhildir.” Mevsim dönerken yalnızca o notu ve tarihini yenilersiniz. Aynı satırı sitenin her dilinde ve rezervasyonu doğrulayan mesajda da değiştirmeyi unutmayın; yer ayırtmış misafire ayrıca haber verin.
Turun biteceği saati soran müşteriye bir aralık yazıyorum, o ise tek bir saat istiyor; ne yapmalıyım?
Aralığı bırakmayın, yanına nedenini ve bir sınır ekleyin. “Tur çoğu zaman öğleden önce biter; kalabalık günlerde bir saat kadar uzayabilir” cümlesi işini bilen birinin cümlesidir. Aynı gün yola çıkacak misafire dönüş yolculuğunu hangi saatten önceye koymaması gerektiğini de söyleyin. Tek saat isteyen müşterinin asıl sorusu çoğu zaman budur.